İş hayatında "sıradan günahlar"

Ayşe Nazmiye Uca
90’ların ortasından itibaren çevremdeki insanların neden toplantılarda e-maillere gömüldüğünü ilk Blackberry telefonumu aldığımda anlamıştım. O yıllarda, şirket e-maillerini başka ortamlardan çok daha hızlı ve güvenli bir şekilde ulaştırdığı için bir kurumsal statü sembolüydü Blackberry.

Birkaç gün içinde klavyesine âşık olmuştum. Klavyenin ergonomisine, bana hissettirdiği gelişme ve çalışma arzusuna bağlanmıştım. Ondan sonraki ve ondan sonraki telefonumun başka bir marka olma ihtimâlini bile düşünememiştim. Doğal olarak Blackberry’nin milyonlarca pazarlama elçisinden biri haline dönüşmüştüm. Müşteri sadakatiyse müşteri sadakati işte bu idi; bir markanın tartışmasız taraftarı olmak.

Gerilim romanı okur gibi

Aradan uzun yıllar geçti… Bundan kısa bir süre önce, geçtiğimiz eylül ayında, Blackberry efsanevi telefonunun Kanada’da üretimini durdurduğunu açıkladı.

Şirketin pırıltılı yükselişinin çok acı bir sonla bitişini anlatan “Loosing The Signal” kitabını ben bir Blackberry fan’ı olarak, bir gerilim romanı okur gibi okudum. Şirket iki Kanadalı girişimci tarafından 80’lerde kuruluyor. İki CEO, şirketi birlikte yönetiyorlar. Biri İstanbul doğumlu Rum asıllı ve Kanada’ya göçmüş bir ailenin çocuğu; araştırmacı, zeki, yaratıcı Mike Lazaridis. Diğeri deyim yerinde ise “küstah” ve son derece kurnaz bir taktisyen olan finans kökenli Jim Bassillie. Bu taktikleri Sun Tzu’nun “Savaş Sanatı” kitabından hayatına ince ince uygulayan bir CEO kendisi. Şirketi yukarı taşıyan sihirli merdiven Mike Lazaridis’in teknik dehası ve kararlı hamleleri ile Jim Basllie’nin kurnaz, bir anlamda etik kuralların kenarından dolanan ya da bir Anadolu deyimiyle kendine yontan kurt yönetici bileşiminden örülmüştü.

Blackberry’nin temellerinin atıldığı 1980’lerden 2010’lara gelindiğinde mobil teknolojide devasa değişiklik ve gelişmeler oldu. Rekabet şartları hızla değişti. Apple’ın yalnızca Blackberry’i değil o dönemlerin büyük oyuncuları Nokia ve Erisson benzeri bütün firmaları silip süpürdüğü bir gerçek. Bunun Apple ve Steve Jobs’un başarı hikâyesi anlamında bize ders veren birçok açıklaması ve bu dönemde gerçekleşen birçok ekonomik ve toplumsal değişim var.

İnsan ve yönetim boyutu


Benim değinmek istediğim ise, olayın yalnızca insan ve yönetim boyutu. Birey olarak kariyer merdivenlerini çıkarken ya da bir organizasyon yapısının kumaşını örerken hangi vicdani değerlere dikkat ettiğimiz... Blackberry’nin sonunu hazırlayan birçok değişim arasında yönetimsel iki olay var:

NTP Technoloji ile yaşanan patent anlaşmazlığı, firma ile süren ve The Competion Bureau of Canada tarafından 2001’de sonuçlandırılan davası ve bu dava sonucu ödenmesine hükmedilen çok büyük cezalar tam anlamıyla “sonun başlangıcı.”

Tam toparlanıldı denilirken OSD (Oral Ruling of the Otranto Securities Commision), bizim SPK’ya denk gelen bir yapı tarafından, ortaklara dağıtılan kâr paylarının geçmiş tarihe çekilmesi ile yapılan bir vergi kaçınmasından kaynaklanan çok büyük ceza ve yaptırımlarla karşı karşıya geldiler.

Kuralları esnetmek neye mal olur?

Kanada gibi sofistike, kuralları zaman içinde oturmuş bir pazarda etik olmamak, acımasız ya da kurnaz rekabet yapmak, kuralları esnetmek neye mal olabilir?
? Bu kadar şahane bir şirketin, uluslararası pazarda manevralar yaparken sonunda Kanada’nın etik rekabet talep eden koşullarına takılması...
? Girişimci ortakların enerjilerini tam 8 yıl boyunca şirketi yok etme tehdidi içeren rekabet mahkemelerine ve bu konudaki tartışma ve risklere harcamak zorunda kalması...
? Bu dönemde şirketin Ar- Ge ve inovasyon ruhunun sekteye uğraması...
?Ardından vergisel nedenlerle, SPK’nın ve dolayısıyla hissedarlarının desteğini kaybetmeleri... Bütün bu durumlar bir araya geldiği taktirde; pazardaki yerini, yaratıcı gücünü inovasyona vermiş bir şirkete kaptırabilir ve mobil dünyasından tamamen silinebilirsin...

Çok hızlı yükselen "fast growing" olarak sözü edilen şirket bu yükselme evresinden sonraki on yılda nerelerde olabilir? Etik olmayan her yükseliş aslında ruhumuzda büyük boşluklar yaratmıştır. Bu şekilde yükselen kişi veya şirketler çoğunlukla daha sonra ödediği bu bedelleri görmez. Bir gün o boşluklar içe doğru çöker...