Karaköy'de bir zamanlar Liman Lokantası vardı

Bugün yerle bir olan Karaköy Rıhtımı'nda, 1940’ların başında görkemli bir yolcu salonu vardı ama lokanta yoktu. 


O yılların ünlü mimarı Prof. Dr. Rebii Gordon’un çizimleriyle salonun üst katında çok güzel bir lokanta açıldı. Adı Liman Lokantası oldu. Kısa zamanda İstanbul sosyal hayatının önemli mekânlarından biri haline geldi, 1994 yılında ise kapılarını kapattı. Galataport, önemli bir simgeyi, İstanbul görüntüsünden silip attı.

Galataport denen proje uğruna Karaköy rıhtımı yerle bir edildi. Ne eski görüntü ne de geçmişi anımsatan (duvarlar hariç) iz kaldı. Buna hiçbir ‘İstanbullu’ tepki vermedi. Kimse yıkım makinelerinin önünde durmadı. Düşündüm ki, İstanbul’a sahip çıkacak İstanbullu artık kalmamış. Yani İstanbulluların nesli tükenmiş!

Yerle bir olan rıhtımın yapımına 1892'nin nisan ayında başlanmıştı. Kolera salgını, deprem ve şiddetli kış yüzünden güç bela ilerleyen inşaat, 1900’lü yılların başında sona erdi. Bu yeni rıhtımdan en çok kayıkçı tayfası rahatsız olmuştu. Çünkü o güne kadar gemiler açıkta demirliyor, yolcuları ve yükleri kayıklar kıyıya taşıyordu. Rıhtım yapıldıktan sonra işsiz kalmışlardı.

Kıyı boyunca depolar, binalar, yolcu salonları yapıldı. Karaköy’ün çehresi değişti. Bütün limanların çevresinde olduğu gibi burada da meyhaneler, tektekçiler, gazinolar, lokantalar açıldı. Yandan çarklı yolcu vapurları, İstanbul’un dört bir yanından buraya yolcu taşıdılar.

Bu yolcuların arasında ünlü yazarlarımız Abdülhak Şinasi Hisar ile Ahmet Haşim de vardı. Öylesine neşeli sohbetlerin içinde bulunurlardı ki, hep son vapura kalırlardı. Şimdi alaşağı edilen rıhtım sayesinde kentin bu bölgesine yaşam akmış, İstanbul’un çehresi değişmişti.

Rıhtımda tavanı çini döşemeli, görkemli bir yolcu salonu vardı ama lokantası yoktu. 1940’lı yılların başında, o yılların ünlü mimarı Prof. Dr. Rebii Gordon’un çizimleriyle, salonun üst katına çok güzel bir lokanta yapıldı. Adı Liman Lokantası oldu. Masalara kolalı, beyaz keten örtüler örtüldü. Gümüş çatal, kaşık ve bıçaklar, porselen tabaklar yerini aldı.

Dillere destan patlıcanlı pilav

Mönü Türk mutfağını yansıtırdı. Şehriyeli pilavla servis edilen kuzu incik, enginar dolması, kremalı mercimek çorbası, su böreği, sütlü tatlılar... Hepsi parmakları yedirtecek kadar lezzetliydi. Hele patlıcanlı pilavı dillere destandı. Müşteriler gitmeden önce telefonla ayırtırdı.

Önemli bir simge

Liman Lokantası 1994’te kapılarını kapattı. Bazı girişimciler yeni denemeler başlasalar da mekânın eski havasını yakalayamadılar.

Galataport, işte böylesine önemli bir simgeyi İstanbul görüntüsünden silip attı. Hem de İstanbul’u korumakla görevli olan ‘Koruma Kurulu’nun onayıyla.

Mehmet Yaşin / Hürriyet