Tarih ve doğanın koynunda bir sakin kent Göynük

Cittaslow felsefesinin Türkiye’deki 14 temsilci kentinden biri. Osmanlı’dan kalma tarihi konakları, cumbalı evleri, arnavut kaldırımlı dar sokakları, türbe ve camileri, doğası, Zafer Kulesi ile şehir hayatından bunalanların huzur sığınağı... Ankara’ya 3 saat mesafede Bir Osmanlı Kenti: Göynük


Türkiye’nin orman yoğunluğu bakımından zengin kentlerinden biri olan Bolu’nun doğal güzellikleri ve tarihi dokusuyla ünlü ilçesi Göynük havaların ısınmasıyla birlikte ziyaretçi akınına uğruyor. İtalya’da doğan ve dünyada hızla yayılan yeni şehir felsefesi ‘Cittaslow’un Türkiye’deki 14 temsilcisinden biri olan Osmanlı kenti, gezginlerin rotaları arasında ilk sıralarda. Ankara ve İstanbul’a üçer saat mesafedeki Göynük,

Osmanlı’dan kalma tarihi konakları, cumbalı evleri, doğası, kente hakim tepedeki Zafer Kulesi ile şehir hayatından bunalanlara iyi bir hafta sonu kaçamağı imkânı veriyor. Ziyaretçilerinin ‘huzur sığınağı’ adını verdiği kent, inanç turizmi açısından da önemli bir yere sahip. Fatih Sultan Mehmet’in hocası Akşemseddin’in türbesi etrafına kurulu Göynük, her yıl yerli ve yabancı toplam 500 bin turist ağırlıyor.

1292’den beri Osmanlı kenti

İki vadi ve beş tepe üzerine kurulu Göynük, mevcut dokusu incelendiğinde Anadolu tarihiyle paralellik gösteriyor. Helenistik Çağ’a kadar İskitler ve Traklar’ın yerleşim yeri olduktan sonra sırasıyla Roma ve Bizans imparatorluklarının egemenliğinde kalan Göynük, 1292 yılında Osmanlı topraklarına katıldı. Kent, Osmanlı’dan kalma tarihi konakları ve az bozulmuş tarihi dokusuyla ‘Bir Osmanlı Kenti’ olarak anılıyor. Otantik bir görünüme sahip kent, arnavut kaldırımlı dar sokaklarında yürürken, tarihi yolculuğa çıkarıyor.

Cumhuriyet’in Zafer Kulesi

1967’de meydana gelen 6,7 büyüklüğündeki depremde büyük bölümü yıkılmasına rağmen günümüze kadar gelmeyi başaran evleriyle nostaljik yapısını koruyan kentte dikkat çeken diğer bir yapı ise Zafer Kulesi. Cumhuriyet döneminin ilk kaymakamı Hurşit Bey tarafından Sakarya Meydan Savaşı anısına 1923 yılında kente hakim bir tepeye inşa ettirilen yapı, altıgen taş temel üzerine 3 katlı ahşap yalı baskı mimarisiyle göze çarpıyor.

Mutlaka aç gelin!

Göynük’e yalnızca gastronomi turizmi için bile gelinebilir, çünkü Göynük Osmanlı’ya 1292’de katılmış ve yüzyıllar boyu sarayın mutfak ihtiyacını karşıladığı için “Sarayın Arka Bahçesi” olarak anılmış. Keşli cevizli mantı ya da erişte, güveçte yaprak sarması, güveçte mantar, okla tatlısı, tahinli çörek, buğday çiminden yapılan uğut marmelatı gibi lezzetlerin tadı damağınızda kalacak.

Diyar-ı Akşemseddin

İnanç turizmi açısından da potansiyeli bulunan kentin sembollerinden biri Fatih Sultan Mehmet’in hocası Akşemseddin’in türbesi. Müritleriyle İstanbul’un fethinde yer aldıktan sonra yerleştiği Göynük’te 6 yıl yaşadıktan sonra hayatını kaybeden Akşemseddin için yaptırılan türbe, kentin merkezinde bulunuyor. Bu nedenle ‘Diyar-ı Akşemseddin’ olarak da adlandırılan Göynük’ün inanç turizminde gözde mekânları arasında Bıçakçı Ömer Dede ve Debbağ Dede türbeleri ile Gazi Süleyman Paşa, Hacı Kadın, Hacı Abdi, Sofu Ali, Kayabaşı, Çeşme ve Kepkebir camileri de yer alıyor. İstanbul’un fetih günü olan 29 Mayıs’tan önceki Pazar gününün ‘Akşemseddin’i Anma Günü’ olarak kutlandığı Göynük’ü yılda 500 bin turist ziyaret ediyor.

Heyelan gölleri

Göynük’e kendi aracıyla gelenleri, kent merkezindeki turun ardından yapacakları 11 kilometrelik yolculuk sonunda ise Çubuk Gölü karşılıyor. Kayabaşı Tepesi’nden inen heyelanın, vadiyi tıkaması sonucu oluşan, deniz seviyesinden bin 150 metre yüksekteki bu göl piknik ve kamp yapmak isteyenlerce tercih ediliyor. Etrafı çam ormanlarıyla çevrili göl, yayın hayatı altı bölüm süren 2005 yapımı Rüzgarlı Bahçe adlı dizi seti için çevresine yapılan yel değirmenleriyle de fotoğrafseverlerin ilgisini çekiyor.

Göynük-Bolu yolunun 20’nci kilometresinde yer alan Erenler ile Kurudal arasındaki dar vadinin heyelan yüzünden tıkanmasıyla oluşan Sünnet Gölü'nün etrafında da konaklanabilecek tesisler var.