Türk mutfağı şahane ama pek sağlıklı değil!

Evet, çok çeşitli, çok zengin, çok lezzetli, dünyaca ünlü bir mutfağımız var. Ama kalp hastalıkları ve kanser artışında da son yıllarda ‘başa güreşiyoruz’... Demek ki mutfağımız şahane ama bir yerlerde bir terslik var. Neler mi? Buyurun...


Mutfağımız mükemmel bir “sentez” ve “füzyon” mutfağı. Yapısında Sümer ve Hitit gibi Anadolu medeniyetlerinin, Selçuklu ve Osmanlı kültürlerinin, biraz da Ermeni, Yahudi, Rum, Arap, Kafkas lezzetlerinin esintileri var. Bu nedenle dünyanın hatırı sayılır lezzet ve sağlık duraklarından biriyiz.

Ben mutfaktan anlarım, damak çatlatan lezzetlere hastayım, diyen herkesin Türk mutfağının önünde ceketini iliklemesi bundandır.

Sonuç açık ve net

Ne var ki bu güzel iltifatlar bizim bugün de sağlıklı beslendiğimiz anlamına gelmez. Bunun farklı sebepleri var:

Her şeyden önce şimdilerde yiyip içtiklerimizin çoğu faydalı besin unsurlarından mahrum. Ayrıca da tam tersine, bol miktarda kimyasal ve hormonal kirlilik barındırıyor.

Daha da kötüsü geleneksel mutfağımızın yerini pizzalı, hamburgerli, cipsli, mayonezli, kolalı, gazozlu garip ve sağlıksız bir mutfak aldı ve bu da müthiş bir tehdit. Zaten bu tehdit nedeniyle obezite ve diyabet patlamasının yoğun yaşandığı ülkelerin en başındayız. Avrupa’da koroner kalp hastalıklarına yakalanma ve kalp krizi geçirme sıralamasındaki şampiyonluk da bu nedenle bizde. Kanserlerin artış hızı söz konusu olduğunda ilk sıralarda olmamızın sebebi de yine bu arızalı, kötü gelişmeler... Kısacası “beslenme hatalarına bağlı hastalıklar” da kötü beslendiğiniz için rekor üstüne rekor kırıyoruz. Özeti şu: Geleneksel mutfağımızın sağlıklı sayılabileceği doğru ama biz şu anda net ve açık olarak “kötü besleniyoruz, aman dikkat!  

DR. Osman Müftüoğlu / Hürriyet