Bacasız fabrika turizm S.O.S veriyor!

Ülkede güvenlik olmadan turist gelmeyeceğini bildiren Ufuk Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY "Bacasız fabrika turizm S.O.S veriyor!" dedi.


Ocak 1980'nin Türkiye’nin ekonomi tarihinde önemli bir dönüm noktası olduğunu, bu tarihte Türkiye'nin sanayileşme mücadelesinde ithal ikameci politikayı terk ederek dışa açık sanayileşme politikası uygulamaya başladığını ifade eden Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY, şunları ifade etti:

"Dışa açık sanayileşme politikasının önemli ayaklarından birisi de turizm olmuş ve 1980’ler turizm sektöründeki büyük yatırımlarla geçmiştir. 1980’ler ve sonrasında da devam eden turizm sektörüne yatırımlar kısa bir sürede Türkiye’yi turizmde dünyanın önemli destinasyonlarından birisi haline getirdi. Hızla artan turist sayıları ve turizmden elde edilen döviz gelirleri de uzun yıllardır ülkenin sanayileşmesinde en önemli döviz kaynaklarından birisini oluşturdu."

"Bu gerçeğe rağmen, Türkiye’nin ekonomik kalkınma çabasına yıllardır en önemli katkıyı sağlayan turizm sektörü ne yazık ki son yıllarda büyük sıkıntılar içinde," diyen Dr. Mehmet TOMANBAY, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Sektör, kalkınmamız için çok gerekli olan döviz kaynağı olma özelliğini yitirmeye başladı. Kuşkusuz turizmde yaşanan sıkıntıların ana kaynağı bölgemizde ve ülkemizde yaşanan terör olaylarıdır. Terör olaylarının bir kaynağı PKK terörü iken diğer kaynağı da Suriye savaşı sonrasında Ortadoğu bölgesinde ortaya çıkan dinci terör, özellikle de IŞİD terörüdür. Ancak son yıllarda artarak yaşanan bu terör olaylarına rağmen sağlam bir altyapıya ve çok cazip koşullara sahip olan Türkiye turizm sektörü 2016 yılına kadar ülke ekonomik kalkınmasında ana döviz kaynaklarından birisi olma özelliğini küçük kayıplara karşın yitirmemiştir. Örneğin; TUİK rakamlarına göre 2014 yılında 34.305.904 bin dolar olan Türkiye’nin Turizm geliri 2015 yılında küçük bir azalmayla 31.464.777 bin dolar olarak gerçekleşmiştir."

Sözlerini "Genel olarak yıllardır terör olaylarının olumsuz etkilerine direnen ve dünyanın önemli destinasyonlarından birisi olmayı sürdüren Türkiye'de turizme ve dolaylı olarak ekonomiye en büyük darbe ise esas olarak 24 Kasım 2015 tarihinde Türk Hava Kuvvetleri'nce sınırımızı ihlal eden Rus savaş uçağının düşürülmesi sonrası ortaya çıkmıştır," diye sürdüren Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY, şunları söyledi:

"Yıllardan beri Türkiye’ye gelen turistlerin arasında en büyük payı sahip oluşturan Rus turistler, bu olaydan sonra Rusya Hükümetinin aldığı engelleme kararlarının ardından Türkiye’ye gelmekten hızla vazgeçmiş ve Türkiye’nin turizmden elde ettiği döviz gelirleri dramatik bir şekilde azalmıştır, " diyen Mehmet TOMANBAY, şöyle konuştu:

"Rus savaş uçağının düşürülmesinden sonra yıllardır 30 milyar doların üzerinde olan turizm gelirimiz 2016 yılında 10 milyar dolara yakın azalmış ve 22.107.440 bin dolara inmiştir. Öte yandan, Rusya’nın tepkisi sadece Rus turist göndermemekle sınırlı kalmamış, Türkiye’den sebze, meyve ithalini de yasaklamış, birçok ekonomik faaliyete de kısıtlama getirmiştir. Dolayısıyla 2016 yılı Türkiye turizminin bir anlamda uzun yıllardan sonra en kötü yılı olmuştur. Turizm sektöründe yaşanan bu olumsuz gelişme sadece ülkenin döviz kaybıyla sonuçlanmamakta turizm istihdamını da büyük ölçüde olumsuz etkilemektedir. Türkiye Otelciler Federasyonuna göre turizm sektöründe ortaya çıkan istihdam kaybı 150.000 dolayındadır. Turizm sektöründeki bu gelişmeler genel olarak Türkiye’nin ekonomik kalkınmasını da ciddi boyutlarda olumsuz etkilemektedir."

2012 yılından beri yüzde 2,0 ile 4,0 arasında bir büyüme hızına sıkışıp kalan Türk ekonomisinin büyüyememe sorununun bu gelişmelerin sonucu olarak daha da kalıcı hale gelebileceğini kaydeden .
TOMANBAY,, daha sonra şu ifadeleri kullandı:

"Bütün bu olumsuzluklara ek olarak son gelişme Türkiye’nin Dünya Ekonomik Forumu (WEF) tarafından iki yılda bir hazırlanan Seyahat ve Turizm Rekabetçiliği Raporuna göre turizm güvenliği açısından 139 ülke arasında 116 sıraya düşmesidir. Bir yandan PKK ve İŞİD terörleri diğer yandan Suriye savaşına Fırat Kalkanı hareketiyle dahil olmamız ve bu konuda ortaya çıkan belirsizlikler ve en son olarak da ülkede toplumsal gerginliği daha da arttıran referandum süreci Türkiye’nin turizm güvenliği açısından hızla aşağılara düşmesine neden olan olaylardır. Türkiye böylelikle güvenlik açısından birçok Afrika ülkesinin bile gerisine düşmüştür. Öte yandan geçtiğimiz günlerde referandum çalışmaları nedeniyle Avrupa Birliği ülkeleri ile yaşadığımız tartışmalar da Avrupalı turistlerin Türkiye’yi tercih etmelerini olumsuz etkileyebilecektir. Çünkü Türk hükümeti ile bir kısım Avrupa Birliği ülkeleri arasında yaşanan ciddi tartışmalar Avrupa’ya bir süredir egemen olan İslamofobi’nin, Türkofobi’ye dönüşmesine yol açmaya başlamıştır. Türkiye turizm pazarına uzun yıllardır egemen olan anlayış 4S diye tanımlanan anlayıştır. 4S İngilizcede Güneş, Deniz, Kum ve Güvenlik anlamına gelen Sea, Sun, Sand ve Security’dir. Dünya Ekonomik Forumu’nun son raporu bu dört S’den güvenlik unsurunda Türkiye’yi güvenilmez ülkeler arasına sokmaktadır. Bu gelişme, Türkiye’ye gelmeyi düşünen turistleri kuşkusuz olumsuz etkileyecektir. Çünkü özellikle turizm faaliyeti güvenlik sağlanmadan gerçekleşecek bir faaliyet değildir. Dünyanın hiçbir yerinde insanoğlu rahat ve huzur içinde geçirmek istediği tatilini güvenli olmayan bir ülkede geçirmek istemez. Kısacası 2017 yılı turizm sezonunun yaklaştığı bu aylarda “bacasız fabrika” ve “kalkınmanın lokomotifi” gibi sözlerle de tanımlanan turizm sektöründe yaşanan bu gelişmelerin zaten ciddi ekonomik sorunlarla karşı karşıya olan Türkiye ekonomisinde riskleri daha da arttıracağı ve sıkıntıları büyüteceği açıktır."