İzmir Fuarı'nda tanıtma gafları

Bu yıl 86.İzmir Enternasyonal Fuarı 18-27 Ağustosta görücüye çıktı. 


Kuruluşu 1931 Yılına dayanan Fuarın “Türkiye Cumhuriyet tarihinde 1923 İzmir İktisat Kongresinden sonra en önemli Sosyal ve Ekonomik atılım olduğu” rahatça ifade edilebilir.  Genç Cumhuriyetin büyüme ve gelişme döneminde Ege’nin merkez kenti İzmir’in bu önemli olaylara ev sahipliği yapmış olmasının da ‘büyük tarihi önem taşıdığı’ kuşkusuzdur.

Fakat geçen 86 yıl içinde ülke bütünü ve Ege Bölgesindeki değişim süreçlerinde yaşanan, ciddi ağırlık kaymalarına paralel olarak çok hızlı bir şekilde ‘eski çamların bardak olduğu’ dönemleri yaşıyoruz. Söz konusu olan ‘sosyo-ekonomik rollerin ve bölgesel üretim değerlerindeki nispi büyüme ve nüfus artış hızlarında gerçekleşen değişimler olunca’ doğal olarak Ege Bölgesi ve İzmir’in de ağırlıklı önemi ve Ülkedeki rolü değişmektedir.

Ölçüsünü ve ağırlıklarını verebilmek zor da olsa, bahsettiğimiz değişim boyutlarında ‘İzmir ve Ege’nin Ülkesel ağırlığının giderek azalma eğiliminde olduğu açıktır. Eski yıllarda ‘yurt çapında sansasyonel olay etkileri yaratan’ İzmir Fuarı’nın giderek sönükleşmesindeki en önemli etken de budur. Fakat bugün ‘gelişen Türkiye kapsamında hala Fuar ayarında bir benzer etkinlik olmaması’ gerçeği de, yine güncel tabloyu diğer açılardan netleştiriyor.

Bu durumda İzmir için en rasyonel "yerel gelişim stratejisinin de" fuar kozunu bölgesel kalkınmada katalizör veya kaldıraç olarak kullanmak üzere, elden gelen tüm çabaların azami ölçülerde harcanması değil midir? Hemen bunun güncel performans sorusuyla da ‘son yıllarda Fuar Organizasyon performansında hak edilen veya beklenen düzeylere erişim mümkün olabiliyor mu?’ diye durumu irdelersek, Fuarın her geçen yıl giderek kan kaybettiğini de açıkça görebiliriz.

FUAR ve BÖLGESEL TURİZM İLİŞKİSİ

Bilindiği üzere, Ege Bölgesi genelinde ve İzmir Kenti özelinde, son 5 yıldır yerel turizmi nasıl geliştirelim?’ arayışları, yoğunlaşarak sürdürülmektedir. Hızlı gelişen ülke turizminin Antalya ve Muğla sahillerini mesken tutması sonucunda Özal Döneminin ‘altına hücum furyasında’ kapsama alanına giremeyen Ege Yöresi, haklı olarak hızlı gelişmelerin dışında kalarak mağdur olduğunu düşünüyor. Bu yoklukta da, Fuar Haftasının kente katkıları çok önem kazanıyor.

Oysa konuyu biraz derinlemesine irdeleyince, Ege’nin turizm altyapısının çok daha dengeli olduğu ve ‘çarpık gelişen turizm hastalıklarından’ da uzakta kalan Ege’nin Stratejik Planlama ile hızla rayına oturabileceği, rahatça görülebilir. Bu kapsamda da ‘gelişen Türk Turizminin en kritik güncel darboğazı olan’ Ulusal Tanıtma ve ‘Ülkesel imaj-itibar’ konuları açısından “Fuar Kozunun bu alanlarda bulunmaz bir fırsat olduğu” su yüzüne çıkmaktadır.

Ancak Türk Turizminin içine düşmüş olduğu “Makro Yapısal Çıkmazlar ve derin Örgütsel sorunlar” girdaplarında, bu hususu yakalayarak kullanabilecek bir Kamusal ve Özel Kesim otoritesi yoktur. Bu nedenle ‘İzmir’in kendi inisiyatifi’ ile gelişebilecek olan “Fuarda Ulusal Tanıtıma konjonktürel ve Stratejik destekler verilmesi şansı” da, mevcut programda bu hususların hiç göze alınmadığı görülerek, fiilen elden kaçırılmış olduğu anlaşılıyor!

Bugün ülkesel turizm organizasyon yapısında, Bakanlığın Tanıtma Genel Müdürlüğü ve bütçesi dışında ortada hiçbir örgütlü bir kurum ve yetkili yoktur. Fakat 2023 Stratejisinin temel prensipleri “bu konuların Kamu ve Özel İşbirliği ile yürütülmesini öngörmüştür. Konuya en yatkın ve yakın sektörel STK olan TÜRSAB ise, yıllardır Tanıtma ve Pazarlamayı külfet gibi görerek gündeminden tümüyle çıkarmış durumdadır. Bu kapsamda İzmir ise, bu gerçekleri değerlendirememiş ve gerekli tedbirleri alamamış haldedir.

ORGANİZASYONDA GÖRÜLEN HAYATİ BOŞLIKLAR

Konuyu toparlamak gerekirse, yukarıda kısaca ifade edilen koşullar çerçevesinde “daha yararlı ve etkili bir Fuar organizasyonu için neler eksik kalmış halde?” sorusuna, özetle şu başlıkları sıralamak mümkündür!

1) Kültür ve Turizm Bakanlığı ile koordinasyon kurularak ULUSAL TANITMA AÇISINDAN ETKİLİ DETAYLAR devreye sokularak, özellikle İNOVASYON ve ENERJİ Konularında “dünya çapında ses getirecek etkinlikler” düzenlenebilirdi,
2) Partner Ülke RUSYA’nın gelen heyetleri ötesinde, hedef yöreler ve turist kesimlerine dönük “imaj ve itibar yaratacak detaylarda” özel Uluslar Arası Halkla İlişkiler ve yoğun Sosyal Medya etkinlikleri devreye alınabilirdi,
3) Fuar organizasyonunun “dış tanıtım ayağı İZFAŞ Partneri Alman Firmaca” yürütülmesine rağmen, bu etkinliklerin “fuar ötesi ülkesel imaj ve itibar konularıyla bezendirilerek” çok daha yaygın alanlara girilmesi sağlanabilirdi,
4) Fuar Resmi Sitesinde bile “derinlerde kalmış olan temel konular” paralelinde, sadece medya haberleri kapsamında kaldığı görülen duyurular “iç pazarda tanıtım ve imaj çalışmaları olarak” çok daha yaygınlaştırılabilirdi,

Sonuç olarak söz konusu konjonktürel fırsatları yerinde ve zamanında, gereğince planlayarak devreye sokamamış olan Büyükşehir Belediyesinin sorumlu kuruluşları olan İZFAŞ ve İZTAV Örgütleri, fiyasko olmasa da “çok zayıf bir performans sergileyerek asgari bir “100 Milyon Dolarlık Tanıtma fırsatının yitirildiği” ifade edilebilir. İzmir’in ana hedefleri arasındaki DÜNYA KENTİ olmak kavramı da, bu örgütsel eksikliklerin acilen giderilmesini gerektiriyor.

http://ief.izfas.com.tr/   FUAR Sitesi Vitrininde olmayan ALTYAPI Konuları da, Durumu Çok*NET aydınlatıyor:

Zafer Cengiz
Tourism Expert & Activist Columnist
zafer@cengiz.gen.tr