Türkiye’de Destinasyon Yönetimi (x)

GİRİŞ

Turizm endüstrisinin parçalı yapısı, planlama aşamasında paydaşlar arasında “koordinasyon sağlamak ve işbirliği yapmak için” zorunlu bir ihtiyaç meydana getirmektedir (Aas, Ladkin ve Fletcher, 2005) . 


Turizmde planlı yaklaşımla yenilikçi modeller geliştirilmesi üzerine uzun yıllardır sürdürdüğümüz çalışmalarda, ulusal çapta yaşanan çelişkilerin ötesinde tüm dünya çapında turizmin yönetsel zorluklarının bir türlü çözülemediği ve her ülkede çeşitli düzeylerde yoğun problemler yaşandığı, açıkça tespit edilmiştir. Bu bakımdan, net olarak “geleneksel piramit örgütlenmeyle turizmin gereğince yönetilemeyeceği” artık yeterince ispat edilmiştir.

Turizm endüstrisinin çok sayıdaki alt sektörlerinde gerekli olan ‘işlevsel entegrasyon ve koordinasyon’ ihtiyacı, hiçbir merkezi ve yerel otorite tarafından karşılanamamaktadır. İşte bu nedenle, on üç yıl önce UNWTO tarafından geliştirilen Destinasyon Yönetimi Modeli tüm dünya hükümetlerine tavsiye edilmiş, ancak bu teknik ihtiyaç idrak edilerek uygulanamamıştır. Fakat bunun paralelinde olan Konseyler Modeli, stratejimizde Milli Örgütlenme Yöntemi olarak mevcuttur.

Söz konusu Modelin özü, ulusal çapta adeta imkânsız olan geniş örgütsel yönetim ihtiyacının, alt destinasyonlarda ve tüm yerel paydaşların katılacağı Sivil Toplum örgütlenmesiyle çözümlenmesidir. Destinasyonlarda resmi dernek statüsündeki çalışmaların, elbette yürütme yetkisi yoktur. Fakat yerel ortak aklın tartışarak ve uzlaşarak vereceği ortak kararlar merkezi hükümetin ve yerel yönetim teşkilatıyla oluşan devlet yapısının ev ödevi niteliğindedir.

Turizmin yönetsel zorluklarında iki temel eşik mevcuttur: i) birçok farklı ürünün özgün bileşiminden oluşan ‘turizm hizmetlerini’ özel bir şekilde yönetebilmek ve verim alacak tarzda mikro (işletme ölçeklerinde) bazda koordine edebilmek. ii) mevcut kurumlar arasındaki koordinasyonu (makro ölçeklerde) özgün bir şekilde formule edebilmek. Aksi takdirde “mevcut-örgütler ve mevcut piyasa düzeniyle” bunu verimli ve istikrarlı olarak başarmak imkânsız görünmektedir.

TURİZMDE BÜTÜNSEL YAKLAŞIM AÇISINDAN TEMEL İŞLEVLER

Turizm Endüstrisinde rol oynayan temel unsurların, üretime dönük işlevlerini basit olarak sergileyen piramit şemasında (Şekil 1) görüleceği üzere, kamu ve özel kesim paydaşları turizmin ihtiyacı olan yatırım ve işletme fonksiyonlarını sürdürmektedir. Fakat henüz gereğince uygulamaya alınamayan Stratejik atılımda öne çıkan İşbirliği ortamı ve pazarlamanın şiddetle ihmal edilmiş olması, oluşan sorunlu yapıdaki temel eksiklerdir. 

Söz konusu eksiklerin ötesinde devrede olan; Planlama, Örgütlenme ve Koordinasyon işlevlerindeki boşluklar ise, üstyapıya yansıyan tüm faaliyetlerin yetersizliğine neden olarak, ticari ürünlerde çok yönlü verimsizliğe yol açmaktadır. Tanıtma ise, bu konuda güzel bir örnek oluşturmaktadır; Bir şekilde sürdürülen Ülkesel ve Bölgesel tanıtma yanı sıra, işletme tanıtımları da yapılmaktadır. Fakat plansızlık ve uyumsuzluk sonucu, uyum ve etkinlik sağlanamamaktadır. Özellikle, yenilikçi bir turizm akımı olarak “turizmde gözetilmesi gereken gerçek ürünün, Yöresel özellikler taşıması gereği” gibi bir modern yaklaşım, ulusal turizmde hemen hiç dikkate alınamamaktadır. Tüm turizm destinasyonlarının bağımsız bir “hizmetler üretim tesisi” olarak ele alınarak, yöresel verimliliğin yükseltilmesi ve destinasyon imajı ile kalitesinin artırılması gereklidir. Ülkenin turizm değerleri ise, bunların toplamıdır. 

UNWTO tarafından geliştirilerek, tüm dünyaya tavsiye edilen DMO Modeli, 2023 Stratejisinde Resmen Ulusal Örgütlenme Modeli olarak tescil edilmiştir. Günümüzde gederek yükselen “bölgesel turizmde destinasyon yönetimi” kavramı, henüz her ülkede ve yörelerde tam olarak devreye sokulamamıştır. Fakat başarı örnekleri ile birlikte, teorisi ve pratikte uygulanma kabiliyeti giderek çözümlenecek olan bu başlık, henüz akademik ortamda hiç işlenememiştir. 

Son yıllarda UNWTO’nun da dünya çapında yeterince başarılı olamadığı bu yaklaşımın, önümüzdeki yıllarda tekrar ele alınması ve yükselen bir trend olması kaçınılmazdır. 2023 Stratejimizde öngörülmüş olan “alt yörelerdeki konseylerin illerde ve 81 ilin de Başkent’te bütünleşerek Ulusal Konsey oluşturması modeli” ise, DMO Modelinde de yer almayan ve tüm dünyaya örnek teşkil edecek önemli bir sentez çözümdür. Fakat 2023-TTS gereğince resmi örgütlenme modeli olmasına rağmen, stratejinin uygulanmasının beklenmesi paralelinde,  henüz piyasada Sivil Toplum Örgütü olarak uygulamaya geçebilmiş tek bir örnek mevcut değildir. Ancak, son yıllarda devreye giren çok sayıdaki ‘yerel turizm platformları’ bu konuda geniş çapta ihtiyacın yansıması olarak görülebilir.

 ULUSAL STRATEJİ VE TURİZM KONSEYLERİ MODELİ

Türkiye Turizm Stratejisi Eylem Planı'nın örgütlenme bölümünde öngörülmüş olan "Ulusal Turizm Konseyi" ve "İl Turizm Konseyleri" konusunda, son yıllarda hiçbir yeni çalışma üretilememiştir. Bu planda ulusal ve bölgesel bazda turizm endüstrisinin koordinasyonunu sağlayacak konseylerin oluşumu ve temel görevleri tarif edilmiş olmasına rağmen, uygulamaya yönelik gerekli adımlar son kesitte stratejinin uygulanmasına paralel olarak adeta unutulmuştur.

Konseyin özü, iyi yönetişim ilkesi çerçevesinde ulusal, bölgesel, il ve noktasal düzeyde turizm endüstrisiyle ile ilgili kamu, özel sektör kuruluşları ve STK’ların karar verme süreçlerine katılımlarını sağlayacak konseyler bazında kurumsallaşmaya gitmesidir. Parker (1999) çalışmasında Wood ve Gray’den (1991:146) atıf yaparak işbirliğini şöyle tanımlamıştır “Bir sorun alanının etkileşimli bir süreçte, otonom paydaş grupları tarafından ortak paylaşılan kuralları, normları ve yapıları kullanarak bu alanla ilgili konularda hareket etmeye veya karar vermeye başlaması”.

Bu bağlamda “Özyönetim, katılımcı sivil toplum, kamusal çıkarların gözetilmesi, sürdürülebilir turizm, yerel güç birliği ve yönetişim” gibi çağdaş kavramların tümü, Konsey Modelinde yerel birleşim enerjisi ve ana sinerjiyi ortaya çıkartacak ‘icra edilmesi çok zor olan’ ana unsurlardır. Aktif (öne-çıkan) sektörlerin yanı sıra “pasif sektörler” olarak turizm paydaşlarının geniş boyutunu ortaya koymak ve pasif paydaşların da turizm endüstrisi mekanizmasında yer alması gerekliliğinin, organik ve bütünleşik bir ihtiyaç olduğunu belirtmekte fayda vardır.

Günümüzde Kamu-Özel İşbirliği kavramı, çok çağdaş ve geçerli bir yaklaşımdır. Fakat bunun turizm gibi anlaşılması ve sonuca bağlanması güç bir endüstri alanında, sürekli ve hızlı gelişime ayak uyduracak tarzda ‘en verimli ve etkin’ şekilde devreye sokulması, yepyeni ufuklar açabilecek ve turizmin karmaşık yapısını çözebilecek bir yaklaşımdır. Ulusal Stratejimizde öngörülmüş olan “81 ilde çalışan konseylerin Ankara’da Ulusal Konsey Çatısı oluşturması” yöntemi ise, çok yenilikçi ve tüm dünyaya örnek bir yaklaşımdır.
                                                                      
Ulusal ve Bölgesel Bazda Turizmde Koordinasyonu Sağlayacak Konseylerin Oluşumu

Dünya Turizm Örgütü 2004 yılında Destinasyon Yönetim Örgütlerini [DYÖ], destinasyonların yönetimi ve pazarlamasından sorumlu olan örgütler olarak tanımlamıştır. Turizm, çok hızlı değişip-dönüşen ve küresel alanda gittikçe rekabetçi bir pozisyona gelen bir endüstridir. DYÖ’lerinin görevi bilgi tedarik edicisi olmaktan, e-işletme olabilecek duruma gelerek faaliyetlerini bu şekilde sürdürmektir. Sadece destinasyon pazarlaması değil onu da kapsayan destinasyon yönetimi ön plana çıkmıştır. DYÖ’leri ile sunulan Konseyler Modeli uyuşmaktadır. 


Bu örgütün karar alma mercii olarak yönetim kurulu, sektörde yer alan tüm paydaşları temsil edebilecek olan 15 -20 üyeden oluşacaktır (Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2007: 12-14). Konsey’e Kültür ve Turizm Bakanlığı (3), Devlet Planlama Teşkilatı (1), turizm endüstrisi (7), işçi örgütleri (1) ve Sivil Toplum Örgütleri’nden (2) temsilcinin katılım sağlaması öngörülmektedir. Gerekli görüldüğü hallerde, Konseyde yer almayan kurum ve kuruluş veya kişilerin görüş ve önerileri alınarak Konsey’e geçici üye olarak davet edilebileceklerdir. Dolayısıyla, üyelerin seçilme ölçütleri arasında;

• Turizm endüstrisinde bilgi ve tecrübeye sahip olma,

• Makro turizm politikalarını belirleyebilme, akademik ve analitik düşünce yeteneğine sahip olma,

• Ulusal politika ve diğer sektörlerin programları ile turizm politikalarını uyumlaştırabilecek bilgi düzeyine sahip olma yer almaktadır.

Ulusal Turizm Konseyi'in temel görevleri;

• Ulusal, bölgesel ve yerel anlamda marka oluşturarak turizm bölgelerinin pazarlanması ve sektörel faaliyetlerin bölge özelliklerine göre gelişimini koordine etmek,

• İç turizmin gelişimi doğrultusunda, turizmin olumlu etkilerinden ülke vatandaşlarının da yararlanmasını sağlamak ve bu amaca yönelik politikalar geliştirilmesi için Bakanlığa bilgi ve öneriler sunmak,

• Turizm pazarında ve tüketicilerde oluşan değişimler, dünyadaki konjonktürel yapı dolayısıyla ortaya çıkabilecek fırsat ve tehditler ve bu fırsatların kullanılması veya tehditlerin etkilerinin asgariye indirilmesi için politika ve programlar hazırlamak,

• Turizm endüstrisi açısından, tesis, ürün ve işgücüne ilişkin minimum kalite standartları belirlemek,

• Ürün çeşitliliğinin arttırılmasına ve kalitesinin sürekli olarak iyileştirilmesine ve minimum bir kalitenin sağlanmasına yönelik çalışmalar yapmak,

• İnsan kaynakları gelişimi çerçevesinde, hizmet içi eğitim kapsamında işletmeleri bu konuda desteklemek ve teknik yardımın sağlanmasını koordine etmek,

• Kültür ve Turizm Bakanlığına, tüm ortakları dikkate alacak şekilde bir politika belirleme ve gerektiğinde değişiklikler yapabilme anlamında ulusal turizm bakışı sağlamak amacıyla politika belirleme çalışmalarında temel teşkil edecek verileri hazırlama, sunma ve turizm ile ilişkili tüm konularda tavsiyelerde bulunmak,

• Net ve ölçülebilir kriterlere dayanan çalışmalar yaparak, uygulanan turizm politikalarının tutarlılığını değerlendirme ve bu konuda Kültür ve Turizm Bakanlığı nezdinde bilgilendirme yapmak, 

• Turizmde yaşanabilecek olumsuz durumların bertaraf edilmesinde ve kriz yönetiminde Bakanlığın uygulamalarını yönlendirecek önerilerde bulunmak,

• Konsey üyelerine bir düşünce ve fikir üretme ve teknik destek sağlama birimi olarak hizmet etmek olarak ifade edilebilir.

Konsey, gerekli gördüğünde alt komiteler şeklinde çalışmalarını yürütecek olup bu komiteler noktasal programlar belirlemek ve bunu konsey yönetim kuruluna bildirmekle sorumlu olacaklardır. Bu komiteler pilot araştırmalara ve projelere bağlı görevlendirmeler tamamlandığı zaman dağılabileceklerdir. Diğer bir deyişle bu komiteler iş ve proje odaklı olarak kurulacaklardır.

İl bazında turizm gelişiminin sağlanması amacıyla ilde yer alan tüm paydaşları temsil edebilecek turizm konseylerinin geliştirilmesi il düzeyinde ve yerel düzeyde sekretarya görevi İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü tarafından üstlenilecektir.

İl Turizm Konseyleri (2023-TTS’de yar alan orijinal haliyle sunulmuştur)

Ulusal Turizm Konseyine ilde yer alan tüm paydaşları temsil edebilecek şekilde görüş, talep ve önerileri sunmak İl Turizm Konseylerinin öncelikli görevleri arasında olacaktır. Ayrıca bu Konseyler, Ulusal Turizm Konseyinin aldığı kararların daha sağlam, tutarlı ve katılımcı olmasına katkıda bulunacaktır. İl Konseylerinin üyeleri Ulusal Turizm Konseyi üyelerini oluşturan kurum ve kuruluşların temsilcilerinden oluşacaktır.

Gerekli görüldüğü hallerde, bilgisine başvurulması amacıyla, üye olarak Konseyde yer almayan kişi ve/veya kurum/kuruluşların görüş ve tavsiyelerine başvurulması amacıyla yeni/geçici üyeler eklenecektir. İl Turizm Konseyleri, işletmelere hizmet sağlanması ve danışmanlık hizmetlerinin verilmesinde anahtar rol oynayacaklardır. Kamu, özel sektör tarafından finansal ve danışmanlık anlamında yardım alacaklar ve danışmanlık hizmetlerinin yanı sıra işletmeler arasında ve işletmeler arasında işbirliğini sağlayan birim olarak görev yapacaklardır. 
Temel olarak Konseyler;
• Yerel talep, beklenti ve ihtiyaçların araştırılarak Ulusal Turizm Konseyine sunulması,

• Üyeler arasında işbirliği ve eşgüdümün sağlanması,

• İl bazında turizm potansiyelinin en üst seviyede kullanılabilmesine yönelik çalışmalar yaparak politikaların belirlenmesi,

• Örgüt üyelerinin eğitiminin sağlanması ve işgücü kalitesinin arttırılması amacıyla çalışmalar yapılması,

•  Üyeler arasında etkin ağların kurulması,

• Noktasal Turizm Konseylerinin talepleri sonucu küçük işletmelere teknik yardımı koordine etmek veya teknik yardım alınabilecek kişi ya da kurum/kuruluşlarla iletişime geçilerek yerelin faydalanmasının sağlanılması ve bunun noktalar arası koordineli şekilde yapılmasının sağlanması,

• Diğer bölgesel ve yerel turizm örgütleri ile işbirliği içerisinde çalışarak bir bütün olarak “Türkiye markası” yaratılması çalışmalarının desteklenmesi, görevlerini yerine getirecektir.

Kalkınma Ajansları Bölgelerine Paralel Turizm Örgütlenmesi

Türkiye turizm örgütlenmesini şekillendirmek ve mevcut örgütlere uyum sağlamak üzere kalkınma ajanslarının bölgesel yapılanması paralelinde 81 ili içerisine alan bir model sunmak da olasıdır (Tablo 2). Ajansların “yerel turizm paydaşlarından olması ve bölge kalkınma odaklı çalışması” sayesinde, çok etkin ve verimli bir entegrasyon yapısı ortaya çıkarılabilmektedir. Bu kapsamda 81 ildeki 26 Ajansın 15 bölgede kümelenmesiyle, Türkiye turizmine ve Anadolu’nun yerel özelliklerine uyumlu bir şekilde 15 adet destinasyon kümesi şekillenebilmektedir.

SONUÇ VE ÖNERİLER

Turizm endüstrisi için ‘karar verme sürecinin anlaşılması’ ve bundan da öteye ‘uygulanabilir sürecin belirlenmesi ve yürütülmesi’ turizmin sürdürülebilir yönetiminde muhtemelen en önemli araç olarak görülmektedir (Wray, 2009). Bu karar verme sürecine bölgesel turizm organlarının katılımı, ‘özgün bir bölgesel turizm yönetimi’ yaklaşımında incelenmektedir. Bölgesel turizm yönetimi yaklaşımında “fonksiyonel örgütlenmenin sivil topluma devri” bir “olmazsa olmaz” esas unsur olarak kabul edilmektedir. Bu yaklaşım, tüm turizm paydaşlarını yörelerde bağdaştıracak ve bütünleştirecek olan “sivil toplum inisiyatifinin gereğince devreye sokulması” eylemidir. Bu atılımın yerel örgütlerce desteklenerek, kendi özerk yapısı içinde yaşatılması, Bakanlığın da bürokrasi yükünü hafifletmesine yol açacak ve geniş kapsamda verimlilik ve etkinlik sağlanmasına yol açacak en kritik uygulama detayıdır.

Konseylerin alacağı kararlarda “hiçbir yaptırım yetkisi yoktur” ve kararlar tamamen tavsiye niteliğindedir. Fakat ‘katılımcı demokrasi prensibiyle’ alınan kararların tabandan gelen, üzerinde fikir birliğine varılan uygulama tercihleri olması bakımından da, çok ciddi bir demokratik tercih ağırlığı mevcuttur. Bu kararlara “itiraz edebilecek bir otorite olamaz” ama ancak- bürokratik ve/veya politik yokuşlarla askıya alınabilmekte veya ertelenebilmektedir.

Mihalic (2000), Ritchie and Crouch’un (1993: 48) önerdiği Calgary Rekabetçilik Modeli üzerinden bir çalışma gerçekleştirmiştir.  Destinasyon yönetim örgütleri, yetenekler ve stratejik ittifaklar ile destinasyon rekabetçiliğinin artırılabileceğini ileri sürmüştür. DYÖ’nin rekabetçilik açısından da ne kadar önemli olduğu bir kez daha vurgulanmıştır. Bu bağlamda 2023 Turizm Stratejimizin hızla revize ederek en kısa zamanda uygulamaya geçmek üzere başlatılması, bu konuda piyasa ile sağlam bir diyalog kurularak “Kamu ve Özel İşbirliği esaslarını detaylandırıp” buna paralel her türlü organizasyon atılımlarının uyumlu şekilde başlatılması, Bakanlığın esas odaklanacağı ve hızla çözümleyeceği husus olmalıdır.

Turizm Konseyleri Uygulama Yönetmeliği beklenen strateji revizyon çalışmaları öncesinde hemen devreye alınabilir. Getirilecek kriterlerde, görev-yetki ve çalışma esasları belirlenecek olan yerel konseylerin ‘yasal özerk dernek statüsünde kurulması ve tüm yerel kamu ve özel girişimlerin katılımı ile oluşturulup desteklenmesi’ örgütlenme tarzı olarak tariflenebilir. Ulusal Stratejide öngörülen bu Milli Örgütlenme Politikası, yerel platformlarda ve destinasyonlarda turizmin dağınık sektörel sinerjisini bağdaştıracak en önemli unsurdur.

Bugün gelinen noktada ulusal turizmin özeti:

Tüm sorunlarının detaylarına girmeksizin ana eksiklerin başlıklarla irdelenmesi gerekirse;

1) Genel kabul gören “yapısal reform ve yasa ihtiyaçları” olduğu gibi beklemektedir,

2) Turizmde özlenen ve yegâne çözüm olan “stratejik planlama” yaklaşımına odaklanma süreci, belirsizliğini korumaktadır,

3) Ulusal Stratejide “Milli Örgütlenme Modeli” olan yerel konseyler ihtiyacı artmıştır,

4) Ülkesel tanıtma ve buna paralel medyada “imaj ve itibar oluşturma” çabaları acilleşmiştir,

5) Sektörel örgütlenmedeki mevcut eksiklik ve aksaklıkların büyüyerek sürdürüldüğü görülmektedir,

6) Hükümet kararı olarak çıkartılan “acil önlemler paketi” yetersiz ve tutarsız kalmıştır,

7) Geniş çapta bir belirsizlik ve dağınıklık yaşanmış ve bu turizm sezonu da başarısızlıkla kapanmıştır,

8) Bu durumda“hem acil tedbirlerde, hem de stratejik hamlede” başarı şansı yitirilmiştir.

Altını çizerek belirtilmesi gereken iki önemli durum vardır:

(1) Kamu tarafı olarak Bakanlığın bu yoğun gündemleri yönetecek turizm kadrolarının yetersizliği,

(2) Özel kesim olarak, Turizm STK’larımızın ‘10 yıldır Stratejik Atılıma duyarsız kalması’ ve aralarındaki işbirliği kopuklukları

Sonuç olarak: Turizmin daha yeni yeşermeye başladığı yıllarda, planlama çalışmalarıyla sağlanan ‘makro ekonomik etüdler’ sayesinde, Ulusal Turizmin boyutları hakkında sindirilmiş bir yaklaşım ortaya çıkartılmıştır. Fakat hem planlamanın devreden çıkması, hem de stratejide öngörülen Ar-Ge hizmetlerinin eksikliği ile “bugün gelinen noktada bilinmezlik ve boyutsuzluk paralelinde yaşanan çaresizlik ortamları hâkim” durumdadır. Öte yandan ulusal stratejimizde kurulması hedeflenen yeni düzende “Kamu ve Özel işbirliğiyle gelişecek olan Destinasyon Yönetimi prensibiyle” sağlanması gereken turizmin örgütlenmesine Bakanlığımızın odaklanması ve gerekli uygulama detayları kapsamında “konseyler uygulama yönetmeliğinin” acilen uygulamaya sokulması, çok önemlidir. Bu sayede, turizme bu dönemde çok ihtiyaç duyulan “doğal moral ilacı olarak” taze bir kan ve can verilmesi söz konusudur.


KAYNAKÇA:

Aas, C., Ladkin, A., ve Fletcher, J. (2005). Stakeholder Collaboration and Heritage Management, Annals of Tourism Research, Vol. 32, No. 1, pp. 28–48.
Cengiz, Z. (2014). Turizm Konseyleri: Vitrinde Kuruluyor Mutfak Bomboş!, Erişim tarihi: 25.09.2017, http://www.turizmguncel.com/makale/turizm-konseyleri-vitrinde-kuruluyor-mutfak-bombos!--m1263.html
Cengiz, Z. (2015). Turizmde Temel Sorunlar ve Gerçek Gündem. Erişim Tarihi: 26.09.2017, http://www.turizmguncel.com/makale/turizmde-temel-sorunlar-ve-gercek-gundem--m1393.html
Kültür ve Turizm Bakanlığı (2007). Türkiye Turizm Stratejisi 2023, Eylem Planı 2007-2013. Yayın No: 3085.
Mihalic, T. (2000). Environmental Management of A Tourist Destination A factor of Tourism Competitiveness, Tourism Management, Vol 21, 65-78.
Parker, S. (1999). Collaboration on Tourism Policy-Making in Bonaire. Journal of Sustainable Tourism, Vol. 7, Nos 3&4.
UNWTO (2014). Tourisim Destination Organisations. Erişim tarihi: 07.11.2014, http://destination.unwto.org/en
Wray, M. (2009). Policy Communities, Networks and Issue Cycles In Tourism Destination Systems, Journal of Sustainable Tourism, Vol. 17, No. 6.

[*] Demokratik Sivil Toplum Örgütü olarak faaliyet göstermesi gereken yerel konseylerin temsilcilerinden oluşacak Ulusal Turizm Konseyi’nin yönetsel prensiplerinde revizyona ihtiyaç vardır.

(x) Zafer CENGİZ (1) ve Bilal YALÇIN(2)'ın
Destinasyon Yönetimi ve Türkiye’deki İzdüşümü başlıklı yazısından yararlanılarak hazırlanmıştır.

1 Araştırmacı Yazar, Turizm Uzmanı
zafer@cengiz.gen.tr
2 Yrd. Doç. Dr., Gümüşhane Üniversitesi, Turizm Fakültesi, Turizm İşletmeciliği Bölümü byalcin@gumushane.edu.tr